Loading...
20.08
20:00
logoBeşiktaş
-
logoKauno Zalgiris
-
20.08
20:00
logoTrabzonspor
-
logoFerencvaros
-
20.08
22:00
logoBenfica
-
logoAarhus
-
20.08
20:00
logoEgnatia
-
logoLilleström
-
20.08
19:00
logoJ. Bialystok
-
logoIberia
-
20.08
18:00
logoK. Almaty
-
logoAnderlecht
-
20.08
21:00
logoKızılyıldız
-
logoViktoria Plzen
-
20.08
19:00
logoMjallby
-
logoSalzburg
-
20.08
21:00
logoOFI
-
logoCSKA Sofya
-
20.08
21:00
logoSt. Truidense
-
logoOmonia
-
20.08
20:00
logoUniv. Craiova
-
logoArarat-Armenia
-
20.08
20:00
logoLech Poznan
-
logoThun
-
20.08
20:00
logoBeşiktaş
-
logoKauno Zalgiris
-
20.08
20:00
logoTrabzonspor
-
logoFerencvaros
-
20.08
22:00
logoBenfica
-
logoAarhus
-
20.08
20:00
logoEgnatia
-
logoLilleström
-
20.08
19:00
logoJ. Bialystok
-
logoIberia
-
20.08
18:00
logoK. Almaty
-
logoAnderlecht
-
20.08
21:00
logoKızılyıldız
-
logoViktoria Plzen
-
20.08
19:00
logoMjallby
-
logoSalzburg
-
20.08
21:00
logoOFI
-
logoCSKA Sofya
-
20.08
21:00
logoSt. Truidense
-
logoOmonia
-
20.08
20:00
logoUniv. Craiova
-
logoArarat-Armenia
-
20.08
20:00
logoLech Poznan
-
logoThun
-
20.08
22:00
logoRayo Vallecano
-
logoAlaves
-
20.08
21:30
logoAtalanta
-
logoH. Tel Aviv
-
20.08
22:00
logoBraga
-
logoAustria Wien
-
20.08
22:00
logoDinamo Tirana
-
logoPafos
-
20.08
21:00
logoDrita
-
logoInter Escaldes
-
20.08
22:00
logoGetafe
-
logoPartizan
-
20.08
21:00
logoGornik Zabrze
-
logoMonaco
-
20.08
22:00
logoHajduk Split
-
logoRakow C.
-
20.08
21:45
logoHearts
-
logoRapid Wien
-
20.08
19:00
logoInter Turku
-
logoKopenhag
-
20.08
21:30
logoKAA Gent
-
logoHibernian
-
20.08
19:00
logoLincoln Red
-
logoLarne
-
20.08
21:30
logoLugano
-
logoM. Tel Aviv
-
20.08
20:00
logoMidtjylland
-
logoRijeka
-
20.08
21:30
logoMotherwell
-
logoFreiburg
-
20.08
20:00
logoNordsjaelland
-
logoSt. Gallen
-
20.08
21:30
logoPanathinaikos
-
logoH. Kralove
-
20.08
20:45
logoPAOK
-
logoBrann
-
20.08
21:45
logoRangers
-
logoJablonec
-
20.08
22:00
logoShamrock R.
-
logoKuopion
-
20.08
21:15
logoSion
-
logoAjax
-
20.08
20:00
logoTromsö
-
logoBrighton
-
20.08
21:00
logoTwente
-
logoKarabağ
-
20.08
21:00
logoVikingur R.
-
logoBanja Luka
-
20.08
20:30
logoKlaksvik
-
logoRiga
-
  1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. TUSKON’DAN DERS ALINDI MI? İŞ DÜNYASINDA CEMAAT, SİYASET VE SERMAYE ÜÇGENİ

TUSKON’DAN DERS ALINDI MI? İŞ DÜNYASINDA CEMAAT, SİYASET VE SERMAYE ÜÇGENİ

TUSKON örneğinin ardından Türkiye’deki iş insanı derneklerinin siyasi ve dini yapılanmalarla ilişkileri yeniden tartışılıyor. Ticari dayanışma nerede bitiyor, kapalı güç yapılanması nerede başlıyor?

featured
0
Paylaş

Türkiye, bir dönem iş insanlarını aynı çatı altında toplayan TUSKON’un nasıl FETÖ’nün ekonomik ve uluslararası nüfuz ağına dönüştüğüne tanık oldu. Bugün benzer bir tehlikenin yeniden oluşmaması için gözler, siyasi iktidarla yakın ilişki kuran veya dini topluluklarla anılan iş dünyası örgütlerine çevriliyor. Ticari dayanışma nerede bitiyor, kapalı güç yapılanması nerede başlıyor?

İSTANBUL / ÖZEL HABER

Türkiye’de iş insanı dernekleri yalnızca ticari bağlantı kurmak, ihracatı artırmak ve sektörlerin sorunlarını çözmek amacıyla faaliyet göstermiyor. Bazı yapılanmalar; siyasi iktidarla kurdukları ilişkiler, kamu kurumlarındaki etkileri, dini topluluklarla anılan kadroları ve üyeler arasında oluşturdukları kapalı dayanışma ağlarıyla ekonomik gücün çok ötesine geçebiliyor.

Türkiye bunun en ağır örneğini TUSKON yapılanmasında yaşadı.

Bir dönem geniş katılımlı toplantıları, yurt dışı organizasyonları ve güçlü iş insanı ağıyla sıradan bir sivil toplum kuruluşu görüntüsü veren TUSKON, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ bağlantısı gerekçesiyle kapatıldı. Yürütülen soruşturma ve davalar, ticari ilişkiler üzerinden büyüyen bir yapının zamanla finansal, bürokratik, siyasi ve uluslararası bir nüfuz ağına dönüşebileceğini gösterdi.

Bu geçmiş, bugün faaliyet gösteren iş dünyası örgütlerinin de yalnızca ekonomik söylemleri üzerinden değil, arka plandaki siyasi ve dini ilişkileriyle birlikte incelenmesini zorunlu hale getiriyor.

TİCARİ DAYANIŞMA MI, PARALEL GÜÇ AĞI MI?

Bir iş insanı derneğinin üyelerine ticari destek sağlaması doğal. Ancak aynı yapının üyelerine kamu ihalelerinde, bürokraside, siyasette, finansmana erişimde ve kamuya personel yerleştirilmesinde ayrıcalık sağladığı yönünde ciddi bulgular ortaya çıkarsa konu artık sivil toplum faaliyeti olmaktan çıkar.

Asıl tehlike, ticaretin dini bağlılık ve siyasi sadakat üzerinden örgütlenmeye başlamasıdır.

Şirketlerin birbirlerini yalnızca ekonomik yeterlilikleri nedeniyle değil, aynı tarikata, cemaate veya siyasi çevreye mensup oldukları için desteklemesi; liyakatin yerini kapalı aidiyet ilişkilerinin almasına neden olabilir. Böyle bir yapı büyüdüğünde yalnızca ekonomik bir çevre değil, devlet içinde etki kurmaya çalışan kontrolsüz bir güç odağı ortaya çıkabilir.

TÜMSİAD–MENZİL İLİŞKİSİ MERCEK ALTINDA

Bu tartışmaların merkezindeki kuruluşlardan biri TÜMSİAD.

TÜMSİAD, uzun yıllardır kamuoyunda Menzil Cemaati’nin Semerkand kanadıyla ilişkilendiriliyor. Menzil’de yaşanan ayrışmanın ardından Serhendî Vakfı tarafından yapılan açıklamada Semerkand Vakfı, TÜMSİAD, Beşir Derneği ve GENÇKON’un birlikte anılması, söz konusu ilişkinin yalnızca dışarıdan yapılan bir yakıştırma olmadığını gösteren önemli işaretlerden biri oldu.

TÜMSİAD çevresindeki iş insanlarının ticari ilişkileri, siyasi temasları ve kamu kurumlarındaki etkileri bu nedenle şeffaf biçimde incelenmeli.

Burada sorulması gereken kritik sorular şunlar:

  • Dernek üyeliği, kamudan iş veya ihale almada avantaj sağlıyor mu?
  • Cemaat aidiyeti ekonomik dayanışmanın ön şartına dönüşüyor mu?
  • İş dünyasında oluşturulan sermaye gücü siyasi kadrolaşmaya aktarılıyor mu?
  • Dernek yöneticileri siyasi partilerin teşkilat ve yönetim kadrolarının belirlenmesinde etkili oluyor mu?
  • Ticari kazançların bir bölümü dini yapılanmaların finansmanında kullanılıyor mu?
  • Kamu yöneticileri ile cemaat bağlantılı iş insanları arasında ayrıcalıklı bir ilişki bulunuyor mu?

Bu soruların sorulması, herhangi bir derneği suçlu ilan etmek anlamına gelmez. Aksine TUSKON tecrübesinin ardından kamu adına yapılması gereken demokratik ve gazetecilik faaliyetidir.

MÜSİAD: İKTİDARLA İÇ İÇE GEÇEN MUHAFAZAKÂR SERMAYE

MÜSİAD, doğrudan tek bir cemaate bağlı bir kuruluş olarak tanımlanmıyor. Buna karşılık muhafazakâr sermayenin en güçlü örgütlerinden biri olduğu ve AK Parti iktidarları döneminde devletin ekonomi yönetimiyle çok yakın ilişkiler kurduğu biliniyor.

Kuruluşunda Milli Görüş çevresinin etkili olduğu değerlendirilen MÜSİAD, zaman içerisinde AK Parti’nin ekonomi ve kalkınma politikalarıyla önemli ölçüde örtüşen bir çizgiye yerleşti.

Buradaki temel tartışma MÜSİAD’ın dini bir yapı olup olmadığı değil; siyasi iktidara yakın sermaye çevrelerinin kamu kaynaklarına erişimde ayrıcalık elde edip etmediğidir.

İktidara yakınlık, üyeler için ihale, teşvik, kredi, yatırım alanı veya bürokratik kolaylık sağlıyorsa rekabet düzeni zarar görür. Devlete yakın duran iş insanlarının büyüdüğü, eleştirel sermaye gruplarının ise sistem dışına itildiği bir ekonomik yapı, serbest piyasa olmaktan uzaklaşır.

ASKON: MİLLİ GÖRÜŞ’TEN İKTİDAR ÇEVRESİNE

ASKON, Milli Görüş geleneğiyle ilişkilendirilen muhafazakâr iş dünyası örgütlerinden biri.

Derneğin “haklı zenginlik”, millî üretim, medeniyet ve manevi değerler üzerinden kurduğu söylem, Milli Görüş ve muhafazakâr siyasetle güçlü biçimde örtüşüyor. ASKON çevresinde AK Parti, Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi tabanlarından iş insanlarının bulunması bu yapıyı muhafazakâr siyasetin farklı kolları arasında ekonomik bir temas alanına dönüştürüyor.

Burada da kritik mesele, siyasi veya dini görüş değil; bu aidiyetlerin ekonomik ayrıcalık mekanizmasına dönüşüp dönüşmediğidir.

İGİAD VE DİNİ REFERANSLI EKONOMİ MODELİ

İGİAD, İslami iş ahlakı, adil ücret, faizsiz finans ve emeğin korunması gibi kavramları öne çıkarıyor. İLKE Vakfı çevresiyle kurduğu ilişki nedeniyle entelektüel İslamcı yapılanmalarla birlikte değerlendiriliyor.

Bir derneğin dini değerleri savunması tek başına tehdit değildir. Tehlike; dini referansların sorgulanamaz bir otoriteye, üyeler arasındaki ticaretin kapalı devre finans sistemine ve ekonomik bağlılığın siyasi sadakate dönüşmesiyle başlar.

Şeffaflık yoksa “iş ahlakı” söylemi, sermaye ve nüfuz ilişkilerinin üzerini örten bir kalkana dönüşebilir.

TUSKON NASIL BÜYÜDÜ?

TUSKON da ilk ortaya çıktığında kamuoyuna “ihracatı geliştiren, Anadolu’daki iş insanlarını dünyaya açan güçlü sivil toplum kuruluşu” olarak sunuluyordu.

Derneğin yurt dışı gezileri, ticaret köprüleri, bürokrasiyle ilişkileri ve siyasi destekleri uzun süre ekonomik başarı hikâyesi olarak anlatıldı. Ancak kapalı örgütsel bağlılıklar güçlendikçe ekonomik ağın farklı amaçlarla kullanıldığı ortaya çıktı.

TUSKON örneğinin verdiği en önemli ders şudur:

Bir iş dünyası örgütünün görünen faaliyetlerinin yasal olması, arka plandaki güç ilişkilerinin de şeffaf olduğu anlamına gelmez.

Bugün herhangi bir yapıyı TUSKON veya FETÖ ile doğrudan eşitlemek için somut delil ve yargı kararı gerekir. Ancak aynı örgütlenme yöntemlerinin tekrar edilip edilmediğini araştırmak için yeni bir darbe girişimini beklemek de kabul edilemez.

SEKÜLER SERMAYE DE SORGULAMANIN DIŞINDA DEĞİL

Cemaat ve siyaset ilişkisi denildiğinde yalnızca muhafazakâr iş insanı örgütlerine bakmak da eksik kalır.

TÜSİAD, Türkiye’nin büyük holdinglerini temsil eden; laiklik, Batı’yla bütünleşme, Avrupa Birliği, hukuk devleti ve serbest piyasa ilkelerini savunan güçlü bir sermaye odağıdır.

Derneğin doğrudan bir cemaat bağlantısı bulunmuyor. Ancak büyük sermayenin medya, siyaset, bürokrasi ve ekonomi politikaları üzerindeki etkisi de demokratik denetime açık olmalı.

TÜRKONFED, USİAD ve CUSİAD gibi yapılanmalar da savundukları ideolojik ve ekonomik modeller doğrultusunda kamuoyu ve siyaset üzerinde etki kurmaya çalışıyor. Sorun belirli bir dünya görüşüne sahip olmak değil; ekonomik gücün seçilmemiş ve denetlenmeyen siyasi güce dönüşmesidir.

EN BÜYÜK TEHLİKE: DEVLETİN YERİNİ AİDİYETİN ALMASI

Bir ülkede iş insanlarının başarısı üretim, rekabet ve liyakat yerine parti, cemaat veya tarikat bağlantısına bağlı hale gelirse ekonomik düzen çürümeye başlar.

Bu sistemde:

  • Kamu ihaleleri belirli çevreler arasında paylaşılabilir.
  • Bürokratik kadrolar liyakat yerine aidiyet üzerinden belirlenebilir.
  • Şirketlerden siyasi veya dini yapılara kaynak aktarılabilir.
  • Ekonomik olarak büyütülen gruplar siyasetin finansmanında kullanılabilir.
  • Dernek üyeliği görünmez bir referans veya ayrıcalık belgesine dönüşebilir.
  • Devlet içinde hesap vermeyen paralel nüfuz alanları oluşabilir.

TUSKON örneği, bu ihtimallerin komplo teorisi olmadığını Türkiye’ye ağır biçimde gösterdi.

TÜRKİYE YENİ BİR TUSKON VAKASINI KALDIRAMAZ

Hiçbir iş dünyası örgütü, dini topluluk veya siyasi çevre peşinen suçlu ilan edilemez. Ancak hiçbir yapı da “sivil toplum kuruluşuyuz” diyerek kamu denetiminden kaçamaz.

Derneklerin gelir kaynakları, üyeler arasındaki ticari ilişkiler, kamu ihalelerindeki payları, siyasetçilere sağlanan destekler ve dini yapılanmalarla kurdukları kurumsal bağlar şeffaflaştırılmalı.

Türkiye’nin ihtiyacı; partiye, cemaate veya tarikata bağlı sermaye grupları değil, hukuk içinde rekabet eden bağımsız girişimcilerdir.

Çünkü ekonomik gücün kapalı bir inanç ağı ve siyasi koruma altında örgütlenmesi, yalnızca piyasayı bozmaz. Zamanla devlete rakip olabilecek, hesap vermeyen ve kendi kadrolarını üreten bir güç mekanizmasının önünü açabilir.

TUSKON’dan alınması gereken ders de tam olarak budur.

Editör notu: Haberde adı geçen faal kuruluşların FETÖ veya başka bir terör örgütüyle bağlantılı olduğu ileri sürülmemektedir. Dosyada, kamuoyuna yansıyan siyasi ve sosyolojik ilişkiler üzerinden iş dünyası örgütlerinde şeffaflık ve denetim ihtiyacı sorgulanmaktadır.

TUSKON’DAN DERS ALINDI MI? İŞ DÜNYASINDA CEMAAT, SİYASET VE SERMAYE ÜÇGENİ
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin