Bir ülkenin siyasi hafızasına damga vuran müdahaleler… 27 Mayıs 1960’tan 15 Temmuz 2016’ya Türkiye, farklı dönemlerde darbeler, muhtıralar ve darbe girişimleriyle karşı karşıya kaldı. Bugün ise 12 Eylül 1980 darbesinin 46. yılı…
Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde askerî müdahaleler yalnızca hükümetleri değiştirmedi; siyasetin yapısını, toplumun günlük hayatını, anayasaları ve demokrasi tartışmalarını da uzun yıllar etkiledi.
Bugün 12 Eylül 1980 darbesinin 46. yılı.
Ancak Türkiye’nin darbe hafızası yalnızca 12 Eylül’den ibaret değil.
27 MAYIS 1960: DEMOKRAT PARTİ İKTİDARI DEVRİLDİ
Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki ilk askerî darbe 27 Mayıs 1960’ta gerçekleşti.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grup subayın gerçekleştirdiği müdahale sonucunda Demokrat Parti hükümeti devrildi. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan daha sonra idam edildi.
27 Mayıs, Türkiye’de askerî müdahale döneminin en ağır kırılmalarından biri olarak tarihe geçti.
12 MART 1971: MUHTIRA İLE HÜKÜMET DEĞİŞTİ
12 Mart 1971’de Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının imzasını taşıyan muhtıra hükümete verildi.
Siyasi ve sosyal çatışmaların yoğunlaştığı dönemde verilen muhtıra sonrasında Başbakan Süleyman Demirel istifa etti.
Türkiye doğrudan askerî yönetime geçmedi ancak siyasetin üzerindeki askerî baskı belirgin biçimde arttı.
12 EYLÜL 1980: TÜRKİYE YÖNETİME EL KONULDU
Ve Türkiye’nin darbe hafızasında en derin iz bırakan tarihlerden biri…
12 Eylül 1980.
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki askerî yönetim, “Bayrak Harekâtı” ile yönetime el koydu.
Meclis ve hükümet feshedildi, siyasi partilerin faaliyetleri durduruldu ve ülke Milli Güvenlik Konseyi yönetimine geçti.
12 Eylül sonrasında siyasi yasaklardan sıkıyönetim uygulamalarına, tutuklamalardan idamlara kadar uzanan ağır bir dönem yaşandı.
1982 Anayasası da bu dönemin en önemli siyasi sonuçlarından biri oldu.
28 ŞUBAT 1997: “POSTMODERN DARBE”
Türkiye bu kez farklı bir müdahale biçimiyle karşı karşıya kaldı.
28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınan kararlar ve sonrasında yaşanan siyasi baskı süreci, literatüre “postmodern darbe” olarak geçti.
Refahyol hükümeti döneminin sona ermesiyle sonuçlanan süreç, Türkiye’nin demokrasi tarihinde yeni bir kırılma oluşturdu.
27 NİSAN 2007: E-MUHTIRA
2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimi Türkiye siyasetinin merkezine oturdu.
27 Nisan gecesi Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinden yayımlanan bildiri, siyasi tarihe “e-muhtıra” olarak geçti.
Bu kez tanklar sokaklarda değildi.
Ancak asker-siyaset ilişkisi yeniden Türkiye’nin en önemli gündemlerinden biri haline geldi.
15 TEMMUZ 2016: DARBE GİRİŞİMİ
Türkiye’nin darbe hafızasındaki son büyük kırılma ise 15 Temmuz 2016 gecesi yaşandı.
Türk Silahlı Kuvvetleri içerisindeki bir grubun darbe girişimi başarısız oldu.
Meclis bombalandı, kamu kurumları hedef alındı ve yüzlerce insan hayatını kaybetti.
15 Temmuz, Türkiye tarihinde başarısızlıkla sonuçlanan en büyük darbe girişimi olarak hafızalara kazındı.
60 YILDA DEĞİŞEN TÜRKİYE
27 Mayıs…
12 Mart…
12 Eylül…
28 Şubat…
27 Nisan…
15 Temmuz…
Tarihlerin yöntemleri farklıydı.
Kimi zaman doğrudan yönetime el konuldu, kimi zaman muhtıra verildi, kimi zaman siyasi baskı mekanizmaları devreye girdi, kimi zaman ise darbe girişiminde bulunuldu.
Fakat ortak nokta aynıydı:
Türkiye’de sandıkla oluşan siyasi iradenin askerî müdahalelerle kesintiye uğratılması.
Bugün 12 Eylül’ün 46. yılında Türkiye, geçmişte yaşanan bu müdahalelerin siyasi, hukuki ve toplumsal sonuçlarını hâlâ tartışıyor.
Ve geriye tek bir soru kalıyor:
TÜRKİYE DARBELER DÖNEMİNİ GERÇEKTEN GERİDE BIRAKTI MI?
Türkiye’nin demokrasi tarihinde yaşanan bu kırılmalar artık yalnızca tarih kitaplarının konusu değil.
Her 12 Eylül’de olduğu gibi bugün de geçmiş yeniden hatırlanıyor.
Çünkü darbelerin tarihi, yalnızca darbeyi yapanların değil; o darbelerin değiştirdiği ülkenin de tarihidir.
