Oktay Saral’ın Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden ayrılmasıyla Türkiye-Azerbaycan arasındaki krizin aşılacağı beklentisi oluştu. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsen davet ettiği İlham Aliyev, Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne katılmadı. Saral gitti, Aliyev gelmedi! Şimdi kamuoyunun aklında aynı soru var: Bir başdanışmanın görevinden ayrılmasıyla çözülmesi beklenen sorun neden hâlâ çözülemedi?
BİR BAŞDANIŞMAN GİTTİ, BEKLENEN NORMALLEŞME GELMEDİ
Türkiye ile Azerbaycan arasında son haftalarda yaşanan diplomatik gerilim, Oktay Saral’ın görevinden ayrılmasıyla yeni bir boyut kazandı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına yönelik kısıtlamalara tepki göstermiş, Bakü yönetiminin uygulamalarını eleştirmişti. Saral’ın 12 Ekim’de yaptığı açıklamalar Azerbaycan’da tepkiyle karşılanırken, tartışma kısa sürede iki ülke arasındaki diplomatik gündemin önemli başlıklarından biri hâline geldi.
İddialara göre Bakü yönetimi, Ankara’dan Saral’ın görevden alınmasını istedi. Bu süreçte Saral’ın görevinden uzaklaştırıldığı haberleri gündeme geldi. Saral ise 26 Ekim’de yaptığı açıklamayla 2016 yılından bu yana yürüttüğü Cumhurbaşkanı Başdanışmanlığı görevinden istifasını sunduğunu duyurdu.
Saral’ın ayrılığı, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde yaşanan krizin aşılması yönünde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ancak gelişmeler, beklenen sonucu ortaya çıkarmadı.
ERDOĞAN ŞAHSEN DAVET ETTİ, ALİYEV ANKARA’YA GELMEDİ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 21 Ekim’de Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmeler ele alınırken Erdoğan, Aliyev’i Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Zirvesi’ne davet etti.
Bu davet, iki ülke arasında yaşanan gerilimin liderler düzeyinde aşılması için önemli bir fırsat olarak görüldü.
Ancak 29 Ekim’de Aliyev’in zirveye katılmayacağı duyuruldu. 30 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilen zirvede Azerbaycan’ı Cumhurbaşkanı Aliyev yerine Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.
Böylece Saral’ın görevinden ayrılmasının ardından da Aliyev Ankara’ya gelmedi.
Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı, Azerbaycan’ın dönem başkanlığını Türkiye’ye devredeceği kritik zirvede Aliyev’in bulunmaması diplomatik açıdan dikkat çekici bir gelişme oldu.
GEREKÇE OLARAK YOĞUN PROGRAM GÖSTERİLDİ
Aliyev’in Ankara’ya gelmeme gerekçesi olarak Azerbaycan’daki önceden planlanmış programı ve yoğun çalışma takvimi gösterildi.
Azerbaycan basınında yer alan bilgilere göre Aliyev, Bakü’de düzenlenen FIFA U-15 Dünya Kupası ve Festivali’nin final programına katılacaktı.
Ancak kararın zamanlaması dikkatlerden kaçmadı.
Bir tarafta Erdoğan’ın şahsi daveti, diğer tarafta Saral’ın görevinden ayrılmasıyla sonuçlanan diplomatik süreç vardı. Buna rağmen Aliyev’in Ankara’ya gelmemesi, ilişkilerdeki sorunların yalnızca Saral meselesinden ibaret olmadığını gösteren önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.
Reuters’ın 30 Ekim tarihli haberinde de Aliyev’in Erdoğan’ın kişisel davetine rağmen zirveye katılmadığı ve iki ülke arasındaki gerilimin sürdüğü vurgulandı.
MESELE SADECE OKULLARDAKİ BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI MI?
Krizin başlangıç noktası Azerbaycan’daki okullarda uygulanan kıyafet düzenlemeleri ve başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin tartışmalar oldu.
Oktay Saral, başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesini kabul edilemez bulduğunu açıklayarak Azerbaycan yönetimine çağrıda bulundu.
Bakü yönetimi ise Türkiye’den gelen eleştirileri iç işlerine müdahale olarak değerlendirdi.
Tartışma bununla da sınırlı kalmadı. Azerbaycan yönetiminin, aralarında siyasetçi ve sosyal medya kullanıcılarının da bulunduğu 31 Türk vatandaşına ülkeye giriş yasağı getirmesi gerilimi daha da büyüttü.
Azerbaycan Başsavcılığının Türkiye’de yaşayan bazı kişiler hakkında başlattığı adli süreçler de iki ülke arasındaki tartışmanın boyutunu artırdı.
Dolayısıyla yaşananlar yalnızca bir başdanışmanın açıklamalarından ibaret değil. Egemenlik, ifade özgürlüğü, dini haklar ve iki ülkenin birbirine karşı diplomatik tutumu da tartışmanın merkezinde bulunuyor.
SARAL GİTTİ, PEKİ BAŞKA HANGİ BEKLENTİLER VAR?
Diplomatik kulislerde Bakü yönetiminin Ankara’dan yalnızca Saral’ın görevden alınmasını istemediğine yönelik iddialar da gündeme geldi.
Azerbaycan’ın, Aliyev’i eleştiren bazı sosyal medya kullanıcıları hakkında Türkiye’de hukuki işlem yapılmasını istediği öne sürüldü.
Bu iddiaların tamamının resmî makamlarca doğrulanmış olmadığının altını çizmek gerekiyor.
Ancak Saral’ın ayrılmasına rağmen Aliyev’in Ankara’ya gelmemesi, krizin tek bir isim üzerinden açıklanamayacağını ortaya koydu.
DW Türkçe’nin değerlendirmelerinde de Bakü-Ankara arasındaki anlaşmazlığın daha geniş siyasi ve diplomatik boyutlarına dikkat çekildi. İki ülke arasındaki İsrail politikası, bölgesel ilişkiler ve karşılıklı diplomatik beklentiler de gerilimin arka planındaki başlıklar arasında gösterildi.
ŞİMDİ KAMUOYU CEVAP BEKLİYOR!
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşlik ilişkileri, iki ülkenin ortak tarihi, kültürel bağları ve stratejik iş birliği açısından büyük önem taşıyor.
Ancak kardeşlik ilişkilerinin karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde yürütülmesi gerektiği de tartışmanın önemli bir boyutu.
Bir başdanışmanın görevinden ayrılmasıyla krizin aşılacağı beklentisi oluşturulduysa, şimdi bu beklentinin neden karşılanmadığı açıklanmalı.
Oktay Saral neden görevinden ayrıldı? Bu karar gerçekten diplomatik ilişkileri normalleştirmek için mi alındı? Aliyev’in katılımı konusunda Ankara’ya hangi güvenceler verildi? Saral’ın ayrılması beklenen sonucu neden doğurmadı?
SARAL GİTTİ, ALİYEV GELMEDİ!
Şimdi sorulması gereken soru şu:
Bir başdanışman feda edildi, ancak beklenen diplomatik sonuç alınamadı. Peki Türkiye ne kazandı? Yoksa yine mi kandırıldık?
