ÖĞRENCİNİN KALDIĞI APARTTA YAŞANDI!
Trabzon’da Şubat 2026’da yaşanan olay, kentte büyük yankı uyandıran adli vakalardan biri oldu. Bir apartta kalan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi M.A., apart sahibi 52 yaşındaki H.Y.’nin kaldığı odaya girerek kendisine cinsel saldırıda bulunduğunu öne sürdü.
Genç öğrencinin şikâyeti üzerine olayla ilgili adli süreç başlatıldı. İddialar üzerine harekete geçen jandarma ekipleri, apart sahibi H.Y.’yi gözaltına aldı.
Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında şüpheli, jandarmadaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.
APART SAHİBİ TUTUKLANARAK CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ!
Adliyeye çıkarılan 52 yaşındaki H.Y., nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Olayın kamuoyuna yansıyan ilk aşamasında, üniversite öğrencisinin apartta yaşadığı iddia edilen saldırının ardından psikolojik destek almaya başladığı da bildirildi.
Bir öğrencinin eğitim görmek amacıyla bulunduğu şehirde barınmak için tercih ettiği yerde böyle bir olay yaşadığını ileri sürmesi, konunun yalnızca adli bir vaka olarak değil, gençlerin barınma güvenliği açısından da değerlendirilmesine neden oldu.
AYLAR SÜREN YARGILAMA SONUÇLANDI: İKİ AYRI SUÇTAN CEZA!
Şubat ayında başlayan adli sürecin ardından dava 5 Kasım 2026’da karara bağlandı.
Mahkeme, apart sahibi H.Y. hakkında iki ayrı suçtan mahkûmiyet kararı verdi. Sanık, cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırıldı.
Kararın açıklanmasıyla birlikte aylar önce Trabzon’da yaşanan olay yeniden gündeme geldi.
Ancak davanın dikkat çeken yönü yalnızca mahkemenin verdiği karar değildi. Yargılama sırasında mağdurun kıyafetleri ve yaşam tarzı üzerinden yapılan sorgulamalara yönelik itirazlar da tartışmanın önemli başlıklarından biri oldu.
AVUKAT ÇAĞLA ÖZGÜR’DEN SERT ÇIKIŞ: SAVUNMA HAKKI, MAĞDURU YARGILAMA HAKKI DEĞİLDİR!
Dava sürecinde üniversite öğrencisinin avukatlığını üstlenen YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı ve avukat Çağla Özgür, kararın ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Trabzon Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin de davayı ilk günden itibaren takip ettiğini belirten Özgür, cinsel saldırı davalarında mağdur kadınların kıyafetleri, yaşam biçimleri ve kişisel tercihlerinin sorgulanmasına tepki gösterdi.
Özgür, duruşmada da bu konuya dikkat çektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Artık her cinsel saldırı dosyasında adeta teamül haline gelen failden çok mağdurun yargılandığı, sanıkların ise kendi eylemlerini meşrulaştırmak için mağdurların kıyafetlerini, yaşam tarzlarını sorgulama hadsizliğini kendilerinde bulduğu bu anlayışa izin vermeyeceğiz!”
Kadınların kıyafetlerinin ve yaşam tarzlarının kimsenin sorgulama alanı olmadığını vurgulayan Özgür, savunma hakkının önemine de dikkat çekti.
“MAHKEME SALONLARI KADINLARIN BİR KEZ DAHA ÖRSELENDİĞİ YERLER OLAMAZ!”
Avukat Çağla Özgür, açıklamasında savunma hakkının hukuk devletinin vazgeçilmez güvencelerinden biri olduğunu ancak bu hakkın sınırsız olmadığını ifade etti.
Özgür, mağdurun insan onurunu, kişilik haklarını ve cinsel dokunulmazlığını hedef alan söylemlerin savunma hakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek şu sözleri kullandı:
“Savunma hakkı, mağduru yargılama hakkı değildir. Mahkeme salonları, bir cinsel saldırıya uğrayan kadınların bir kez daha örselendiği yerler olamaz. Mağdurların değil, faillerin hesap verdiği bir adalet düzeni için mücadele etmeye devam edeceğiz!”
TRABZON’DA GENÇLERİN BARINMA GÜVENLİĞİ YENİDEN GÜNDEMDE!
Trabzon, üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı şehirlerden biri. Eğitim için ailesinden ayrılarak başka bir şehirde yaşamaya başlayan gençler, barınma ihtiyaçlarını yurtlar, kiralık daireler ve apart işletmeleri aracılığıyla karşılıyor.
Bu nedenle öğrencilerin kaldıkları yerlerde güvenliğinin sağlanması büyük önem taşıyor.
Bir apartta kalan öğrencinin, işletme sahibine yönelik cinsel saldırı iddiasıyla şikâyetçi olması ve olayın iki ayrı suçtan mahkûmiyet kararıyla sonuçlanması, barınma güvenliği konusunu da yeniden tartışmaya açtı.
Öğrenciler yalnızca başlarını sokabilecekleri bir yer değil, özel hayatlarına saygı duyulan, kendilerini güvende hissedebilecekleri bir yaşam alanı arıyor.
Özellikle genç kadınların ailelerinden uzakta eğitim gördüğü düşünüldüğünde, barınma hizmeti sunan işletmelerin sorumluluğu daha da önem kazanıyor.
Trabzon’da yaşanan bu olay, gençlerin barınma güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Üniversite eğitimi için şehre gelen gençlerin güvenli bir ortamda yaşaması, yalnızca ailelerin değil, şehirde barınma hizmeti sunan bütün işletmelerin ve ilgili kurumların da sorumluluğunda.
Bir öğrencinin kaldığı yerde kendisini güvende hissedememesi, üzerinde durulması gereken ciddi bir toplumsal sorundur.
