VATANDAŞIN BAĞIŞI NEREYE GİDİYOR? PARA ALTINA, DOLARA, ŞATAFATA MI DÖNÜŞÜYOR? KARTLAR ARTIK AÇIK OYNANMALI
Türkiye’nin yıllardır çözemediği tartışmalardan biri yeniden önümüzde.
DİNİ DUYGULAR ÜZERİNDEN KURULAN GÜVEN, PARAYA VE GÜCE DÖNÜŞTÜĞÜNDE NE OLuyor?
FETÖ tecrübesi yaşandı.
Bugün farklı dini yapılanmaların isimleri soruşturmalarla, ekonomik ilişkilerle, vakıf ve dernek faaliyetleriyle yeniden kamuoyunun gündemine geliyor.
Süleymancılar hakkında soruşturmalar yürütülüyor.
Furkan yapılanması hakkında soruşturma bulunuyor.
Menzil farklı kollarıyla tartışılıyor.
Nurcu çevreler, İsmailağa, İskenderpaşa ve Türkiye’deki diğer dini yapılanmalar da toplum içerisinde farklı ölçülerde faaliyet gösteriyor.
Bunların hiçbirini peşinen suçlu ilan etmek mümkün değil.
Ama artık herkes için aynı sorular sorulabilir.
VATANDAŞIN VERDİĞİ PARA NEREYE GİDİYOR?
İnsanlar bağış yapıyor.
Zekât veriyor.
Kurbanını emanet ediyor.
Çocuğunu yurda gönderiyor.
Yardım için parasını teslim ediyor.
Çünkü karşısındaki yapıya güveniyor.
Peki sonra?
TOPLANAN PARA NEREDE TUTULUYOR?
NASIL DEĞERLENDİRİLİYOR?
HANGİ ŞİRKETLERE AKTARILIYOR?
HANGİ TAŞINMAZLAR ALINIYOR?
KİMLERİN ÜZERİNE KAYITLI?
BAĞIŞÇI PARASININ NE KADARI GERÇEKTEN HAYIR İŞLERİNE GİDİYOR?
Bunlar suçlama değil.
Bunlar şeffaflık soruları.
ALTIN, DOLAR, ŞATAFAT…
Bir insan kendi parasını istediği gibi değerlendirebilir.
Ancak söz konusu para bağış, zekât, yardım veya vakıf/dernek kaynağı ise kamuoyunun bilmek isteyeceği başka bir soru ortaya çıkar:
O PARA KİMİN?
Eğer vatandaşın “Allah rızası için” verdiği para toplanıyorsa, bunun nereye harcandığının da açıkça gösterilmesi gerekmez mi?
Bir tarafta bağış yapan vatandaş…
Diğer tarafta büyüyen ekonomik yapılar, şirketler, taşınmazlar ve gösterişli yaşam iddiaları…
ARADAKİ PARA NEREYE GİDİYOR?
İşte asıl hesap burada sorulmalı.
MESELE DİN DEĞİL, DİNİN İSTİSMARI
Diyanet de geçmişte dini yapıların şeffaf olması gerektiğini açıkça vurguladı; dini yapılanmaların toplum üzerindeki faaliyetlerinde sahih dini bilgiye bağlılık ve şeffaflık çağrısı yaptı.
Dolayısıyla mesele:
“Cemaatler kapatılsın” meselesi değil.
Mesele:
DİNİ KULLANARAK GÜVEN KAZANAN HER YAPI ŞEFFAF OLMAK ZORUNDA MI?
Cevap evetse, bunun bütün yapılar için eşit uygulanması gerekir.
FETÖ’DEN SONRA HÂLÂ AYNI SORUYU SORUYORSAK…
FETÖ Türkiye’ye çok ağır bir deneyim yaşattı.
Bugün başka dini yapılanmalar hakkında soruşturmalar yürütülüyorsa, vatandaşın artık doğal olarak sorduğu soru şu:
“BİZ YİNE Mİ SONRADAN ÖĞRENECEĞİZ?”
Bir yapı yıllarca büyüyüp ekonomik güç kazandıktan sonra mı incelenecek?
Bir para ağı ortaya çıktıktan sonra mı denetlenecek?
Bir siyasi ilişki tartışma konusu olduktan sonra mı araştırılacak?
Yoksa PARA → GÜÇ → SİYASET zinciri daha oluşurken mi denetim yapılacak?
ARTIK KARTLAR AÇIK OYNANSIN
Kimseyi suçlu ilan etmeden.
Kimseyi aklamadan.
FETÖ’den Nurcu çevrelere, Süleymancılardan Furkan’a, Menzil’den diğer dini yapılara kadar kamuoyunun sorabileceği ortak sorular belli:
PARA NEREDEN GELİYOR?
NEREYE GİDİYOR?
KİM YÖNETİYOR?
HANGİ ŞİRKETLERLE BAĞLANTILI?
HANGİ TAŞINMAZLARIN SAHİBİ?
SİYASETLE İLİŞKİSİ NE?
DEVLET NASIL DENETLİYOR?
Ve en önemlisi:
VATANDAŞIN GÜVENİNİ KULLANARAK BİRİLERİ ZENGİNLEŞİYORSA, BUNU KİM DENETLEYECEK?
Çünkü mesele artık sadece “SIRADA HANGİ CEMAAT VAR?” değil.
Mesele çok daha büyük:
BİZ NE ZAMAN AKILLANACAĞIZ?
NE ZAMAN KANDIRILMAYACAĞIZ?
NE ZAMAN “DİN” DENİLİNCE SORU SORMAYI BIRAKMAYACAĞIZ?
GÜVEN EDİLEBİLİR OLAN ŞEFFAFLIKTIR.
KARTLAR ARTIK AÇIK OYNANMALI.
