Loading...
19.08
22:00
logoAtl. Madrid
-
logoMalaga
-
19.08
22:00
logoCeltic
1
logoLASK
-
19.08
22:00
logoHB Sheva
-
logoSabah
1
19.08
22:00
logoNEC Nijmegen
-
logoBodo/Glimt
1
19.08
22:00
logoS. Bratislava
1
logoNK Celje
-
  1. Haberler
  2. Gündem
  3. AK PARTİ DÖNEMİNDE BÜYÜDÜLER, ŞİMDİ HESAPLAŞIYORLAR!

AK PARTİ DÖNEMİNDE BÜYÜDÜLER, ŞİMDİ HESAPLAŞIYORLAR!

Süleymancılar operasyonundan AHBAP, Deniz Feneri ve Kimse Yok Mu dosyalarına: Cemaat ve yardım kuruluşlarından kimler soruşturuldu, kimler faaliyetini sürdürüyor?

featured
0
Paylaş

CEMAATLERDEN YARDIM DERNEKLERİNE: DEVLET KİMİN KASASINI AÇTI, KİMİNKİNE DOKUNMADI?

Yıllarca “sivil toplum” denilerek kamu kurumlarıyla yan yana getirilen dinî yapılar; yurtlar, kurslar, vakıflar, şirketler, kurban ve zekât kampanyaları üzerinden büyük bir ekonomik güce ulaştı. Süleymancılar yapılanmasına yönelik son operasyon, Türkiye’nin kapanmayan sorusunu yeniden gündeme taşıdı: Devlet gerçekten din istismarıyla mı mücadele ediyor, yoksa siyasi ittifakların bozulmasının ardından bir iç hesaplaşma mı yaşanıyor?

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra cemaatlerin devlet içerisinde örgütlenmesinin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini gördü. Ancak aradan geçen yıllara rağmen dinî yapıların vakıf, dernek, şirket, yurt, kurs ve yardım kuruluşları üzerinden oluşturduğu ekonomik ağların bütünüyle şeffaflaştırıldığı söylenemiyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Alihan Kuriş ve çevresine yönelik başlatılan son soruşturma, tartışmayı yeniden alevlendirdi. Kamuoyunda Süleymancılar olarak bilinen yapıyla ilişkilendirilen soruşturmada 49 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi; 17 ildeki toplam 123 adreste arama ve el koyma işlemi gerçekleştirildi.

Şüphelilere yöneltilen isnatlar arasında suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüte üye olmak, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak, kamu kurumlarını dolandırmak ve Vergi Usul Kanunu’na muhalefet bulunuyor.

Ancak ortada henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yok. Soruşturmanın Alihan Kuriş çevresine yönelik olması da Süleymancılarla ilişkilendirilen herkesin suçlandığı anlamına gelmiyor.

DÜN “BİZİM STK’MIZ” DENİLENLER BUGÜN NEDEN SORUŞTURULUYOR?

Cemaat ve tarikatlara yakın kuruluşların devletle kurduğu ilişki gizli değildi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2023 yılında TBMM’de yaptığı konuşmada, muhalefetin “tarikat ve cemaat” olarak tanımladığı bazı yapıları “STK” olarak nitelendirmişti.

Tekin, bu kuruluşlarla on protokol bulunduğunu açıklamış ve işbirliklerinin devam edeceğini söylemişti.

Aradan geçen sürede kamuoyunda cemaat olarak bilinen bir yapının tepe yönetimi, ağır mali suç iddialarıyla operasyonun hedefi hâline geldi.

Bu tablo şu soruyu doğurdu:

Dinî yapılar suç şüphesi ortaya çıktığında mı soruşturuluyor, yoksa iktidarla siyasi ilişkileri ve güç dengeleri bozulduğunda mı?

DİN HİZMETİNDEN DEV EKONOMİYE

Türkiye’de cemaatlerin büyük bölümü hukuken doğrudan “cemaat” adıyla faaliyet yürütmüyor. Bunun yerine farklı tüzel kişilikler kullanılıyor:

  • Dernekler ve federasyonlar
  • Vakıflar
  • Öğrenci yurtları ve kurslar
  • Eğitim ve kültür merkezleri
  • İnsani yardım kuruluşları
  • Ticari şirketler
  • Yayın kuruluşları
  • Sağlık ve turizm yatırımları
  • Kurban, zekât ve fitre organizasyonları
  • Yurt dışı eğitim ve yardım ağları

Böylece dinî bağlılık ile ticari faaliyet arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Bağış yapan vatandaş çoğu zaman parasının hangi tüzel kişiliğe gittiğini, ne kadarının yardım için kullanıldığını ve ne kadarının personel, taşınmaz veya şirket yatırımlarına aktarıldığını göremiyor.

KİMLERE DOKUNULDU?

FETÖ VE KİMSE YOK MU

Gülen yapılanması uzun yıllar eğitim, medya, finans, yardım ve bürokrasi alanında büyüdü. AK Parti iktidarıyla başlangıçta yakın ilişki kuran yapı, 17–25 Aralık süreci ve 15 Temmuz darbe girişiminin ardından silahlı terör örgütü olarak yargı kararlarına konu edildi.

Yapıyla bağlantılı olduğu belirtilen Kimse Yok Mu Derneği 2016 yılında KHK ile kapatıldı. Dernek yöneticileri ve çalışanları hakkında, bağışların örgüte aktarıldığı iddiasıyla dava açıldı.

Bu dosya, yardım toplama faaliyetinin bir örgütün finansman aracı hâline gelebileceği iddiasının en çarpıcı örneklerinden biri oldu.

ADNAN OKTAR YAPILANMASI

Kamuoyunda dinî bir grup olarak tanınan Adnan Oktar yapılanmasına 2018 yılında geniş kapsamlı operasyon düzenlendi.

Oktar hakkında örgüt kurmak ve yönetmek, cinsel saldırı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak dahil çok sayıda suçtan verilen cezalar Yargıtay tarafından onandı. Böylece yapılanmanın silahlı suç örgütü olduğuna ilişkin hükümler kesinleşti.

FURKAN VAKFI

Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul ve yöneticileri hakkında terör örgütlerine yardım ve propaganda suçlamalarıyla davalar açıldı. Kuytul uzun süre tutuklu kaldı.

Ancak Kuytul ve iki vakıf yöneticisi, söz konusu terör suçlamalarından 2020 yılında beraat etti. Bu sonuç, operasyon yapılmasının veya iddianame hazırlanmasının tek başına suçluluğu kanıtlamadığını gösterdi.

Kuytul ve bazı isimler hakkında başka adli dosyalar da açıldı. Bunların her biri kendi sonucu üzerinden değerlendirilmek zorunda.

SÜLEYMANCILAR VE ALİHAN KURİŞ ÇEVRESİ

Son operasyon, çıkar amaçlı suç örgütü ve mali suç iddiaları üzerine kuruldu. Dosyanın merkezinde dinî faaliyetlerden ziyade şirketlerin para hareketleri, bölünme ve devir işlemleri, yüksek sermayeli yeni şirketler ve kamu zararına dolandırıcılık iddiaları bulunuyor.

Bu nedenle soruşturmayı şimdilik bir “terör operasyonu” olarak sunmak doğru değil. Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkındaki suçlamalar yargılama sonunda kesinleşirse “suç örgütü” nitelendirmesi hukuki karşılığını bulacak.

YARDIM KURULUŞLARINDA DURUM NE?

AHBAP

AHBAP, herhangi bir cemaatin kuruluşu olarak bilinmiyor. Ancak 2026 yılında dernek adına toplandığı belirtilen bazı bağışların kişisel hesaplara aktarıldığı iddiasıyla soruşturma başlatıldı ve tutuklamalar gerçekleştirildi.

Soruşturma, bağışların derneğin kurumsal kararıyla mı yoksa belirli kişiler tarafından mı usulsüz biçimde kullanıldığını araştırıyor. Bu nedenle AHBAP’ın bütün faaliyetlerini suçlu ilan etmek doğru değil.

Kuruluş, 6 Şubat depremlerinin ardından topladığı bağışlara ve yaptığı harcamalara ilişkin TÜRMOB raporlarını internet sitesinde yayımladı.

DENİZ FENERİ

Deniz Feneri dosyası Türkiye’nin en tartışmalı yardım davalarından biri oldu. Almanya’da Deniz Feneri e.V. bağlantılı isimler hakkında mahkûmiyet kararları verilirken, Türkiye’de görülen davada sanıkların bir bölümü beraat etti, bazı suçlamalar ise zamanaşımı nedeniyle düştü.

Dolayısıyla “Almanya’da mahkûmiyet verildi” gerçeği kadar, Türkiye’de aynı sonucun çıkmadığını da belirtmek gerekiyor.

Asıl tartışma ise bağış paralarının farklı ülkelerde neden birbirinden tamamen farklı hukuki sonuçlara bağlandığı üzerinde yoğunlaştı.

TÜRK KIZILAY

Kızılay bir cemaat kuruluşu değil. Ancak kamuya yakınlığı, afetlerdeki merkezi rolü ve topladığı büyük bağışlar nedeniyle en yüksek şeffaflık standardına tabi olması gerekiyor.

6 Şubat depremlerinde çadır satışı tartışması, yardım kuruluşlarının “ticari faaliyet” ile “insani görev” arasındaki sınırını yeniden gündeme getirdi.

Kızılay’ın dosyadaki yeri bir cemaat bağlantısı değil; kamu gücü kullanan yardım kurumlarında hesap verebilirlik tartışmasıdır.

İHH

İHH geniş bir uluslararası yardım ağına sahip. Kamu kurumlarıyla çeşitli alanlarda birlikte çalıştı ve özellikle savaş bölgelerindeki faaliyetleriyle öne çıktı.

Kuruluş hakkında yıllar içinde farklı siyasi iddialar ortaya atıldı. Ancak kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunmadan İHH’yı terör veya suç örgütü olarak nitelendirmek mümkün değil.

Dosyada sorgulanması gereken; yurt dışına aktarılan yardımların denetim biçimi, bağışların izlenebilirliği ve faaliyet raporlarının kamuoyuna ne kadar açık olduğudur.

BEŞİR DERNEĞİ

Beşir Derneği kamuoyunda Menzil yapılanmasına yakınlığıyla anılıyor. AFAD’ın afet bölgelerinde birlikte çalıştığı kuruluşlar arasında da yer aldı.

Ancak bu yakınlık iddiası tek başına suç anlamına gelmiyor. Beşir Derneği veya Menzil yapılanmasının tamamı hakkında kesinleşmiş bir suç örgütü hükmü bulunmadığı sürece bu tanım kullanılamaz.

Buna rağmen kuruluşun bağış hacmi, kamu kurumlarıyla ilişkisi ve harcamalarının bağımsız denetime açıklığı sorgulanabilir.

HAYRAT YARDIM

Hayrat Yardım Derneği, Nur hareketinin Yazıcılar koluna yakınlığıyla anılıyor. AFAD ve çeşitli kamu kurumlarıyla insani yardım faaliyetlerinde bir araya geldiği biliniyor.

Kuruluş hakkında kesinleşmiş bir suç hükmü yok. Buna karşılık kamu işbirlikleri, yurt dışı transferleri ve toplanan bağışların sonuç raporları diğer bütün yardım kuruluşlarında olduğu gibi açık biçimde denetlenmeli.

İDDEF

İDDEF, kamuoyunda İsmailağa çevresiyle ilişkilendiriliyor ve özellikle Afrika ile Asya’daki eğitim, medrese, su kuyusu ve kurban faaliyetleriyle biliniyor.

Bu bağlantı, kuruluşu kendiliğinden suçlu yapmaz. Ancak dinî eğitim ile uluslararası para transferlerinin aynı yapı içerisinde yürütülmesi daha güçlü şeffaflık mekanizmalarını gerekli kılıyor.

SADAKATAŞI

Sadakataşı Derneği, Nakşibendi-Halidi gelenekle ilişkilendirilen yardım kuruluşları arasında gösteriliyor. Yurt dışında kurban, gıda ve kalkınma projeleri yürütüyor.

Hakkında kesinleşmiş suç örgütü hükmü bulunmuyor. Temel mesele, yurt dışı faaliyetlerin bağışçı tarafından proje bazında izlenip izlenemediği.

VERENEL

Verenel Derneği, Yahyalı çevresiyle yakınlığı iddialarıyla anılıyor. Kurban, su kuyusu ve acil yardım faaliyetleri yürütüyor.

Kuruluş hakkında kesinleşmiş bir suç kararı bulunmadığı için “dokunulmadı” ifadesi suç işlendiği hâlde korunmuş olduğu anlamına gelemez. Doğru soru, denetlenip denetlenmediği ve denetim sonuçlarının neden halka açık olmadığıdır.

CANSUYU

Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Millî Görüş geleneğine yakın bir kuruluş olarak biliniyor. Türkiye ve yurt dışında yardım kampanyaları yürütüyor.

Hakkında kesinleşmiş bir suç örgütü hükmü yok. Buna rağmen diğer bütün kuruluşlar gibi bağış miktarları, idari giderler ve yurt dışı aktarım sonuçları bakımından kamusal denetime açık olmalı.

AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI

Vakıf, Erenköy cemaatiyle ilişkilendiriliyor. Eğitim, öğrenci desteği ve sosyal yardım faaliyetleri yürütüyor.

Devletin bu yapıyla veya ilişkili kuruluşlarla temas kurması tek başına suç teşkil etmiyor. Ancak kamu kaynağı, bina, protokol veya ayrıcalık sağlandıysa bunların koşulları kamuoyuna açıklanmalı.

ENSAR VAKFI, TÜGVA VE İLİM YAYMA CEMİYETİ

Bu kuruluşlar doğrudan birer tarikat olarak tanımlanamaz. Fakat AK Parti döneminde kamu kurumları ve belediyelerle yaptıkları protokoller, bina tahsisleri ve eğitim faaliyetleri nedeniyle sık sık tartışmaların merkezine yerleştiler.

Bu yapılara yönelik temel soru terör veya suç örgütü olup olmadıkları değil; kamu imkânlarından hangi şartlarla yararlandıkları, yapılan tahsislerin eşitlik ilkesine uyup uymadığı ve mali denetim sonuçlarının halka açıklanıp açıklanmadığıdır.

KİMLERE DOKUNULMADI?

Türkiye’de Menzil, İsmailağa, Erenköy ve Nur hareketinin farklı kolları gibi büyük dinî yapılara yakın çok sayıda vakıf, dernek, şirket ve eğitim kurumu faaliyetini sürdürüyor.

Bu yapılar hakkında zaman zaman iddialar, kişi bazlı soruşturmalar veya iç çekişmeler kamuoyuna yansısa da yapıların tamamını hedef alan ve kesinleşmiş suç örgütü kararına dönüşen süreçler bulunmuyor.

Fakat “operasyon yapılmadı” demek, mutlaka korunduklarını veya suç işlediklerini göstermez. Böyle bir hüküm için somut delil gerekir.

Sorulması gereken daha güçlü soru şudur:

Benzer büyüklükte bağış toplayan bütün yapılar aynı sıklıkta, aynı derinlikte ve aynı bağımsızlıkla denetleniyor mu?

DEVLETİN CEMAAT CETVELİ NEYE GÖRE ÇALIŞIYOR?

Bugünkü tablo üç farklı uygulamayı gösteriyor:

Yapı Devletin yaklaşımı Hukuki sonuç
FETÖ/Kimse Yok Mu Kapatma, tasfiye ve terör davaları Ağır cezalar ve kapatma
Adnan Oktar yapılanması Geniş operasyon ve örgüt davası Kesinleşmiş mahkûmiyet
Furkan Vakfı Operasyon ve terör suçlamaları İlgili terör dosyasında beraat
Deniz Feneri Türkiye ve Almanya’da farklı süreçler Almanya’da mahkûmiyet; Türkiye’de beraat/zamanaşımı
AHBAP Bağışların kişisel hesaplara aktarılması iddiası Güncel soruşturma sürüyor
Alihan Kuriş çevresi 17 ilde mali suç operasyonu Soruşturma sürüyor
Menzil’e yakın kuruluşlar Kamu işbirlikleri ve dönemsel denetimler Yapının tamamına ilişkin suç hükmü yok
İsmailağa’ya yakın kuruluşlar Eğitim ve yardım faaliyetleri sürüyor Yapının tamamına ilişkin suç hükmü yok
Diğer muhafazakâr yardım ağları Kamu işbirlikleri ve yardım faaliyetleri Kesin hüküm bulunan dosya ayrıca gösterilmeli

DİN İSTİSMARI MI, SİYASİ İÇ HESAPLAŞMA MI?

AK Parti döneminde muhafazakâr vakıf ve derneklerin kamusal görünürlüğü, ekonomik kapasitesi ve eğitim alanındaki etkisi belirgin şekilde büyüdü. Buna karşılık, iktidarla ilişkisi bozulan bazı yapıların ağır operasyonlarla karşılaşması “seçici mücadele” tartışmasını beraberinde getirdi.

Ancak her operasyonu yalnızca siyasi hesaplaşma olarak açıklamak da soruşturmalardaki mali ve adli delilleri görmezden gelmek olur.

Gerçek cevap şu iki sorunun birlikte sorulmasıyla bulunabilir:

  • Somut bir suç işlendi mi?
  • Aynı suçu işlediği ileri sürülen iktidara yakın yapılara da aynı işlem yapılıyor mu?

BAKAN GÜRLEK’E TRABZON’DAN SORULAR

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Trabzon ziyareti sırasında yanıtlaması gereken sorular şunlar:

  1. Cemaat bağlantılı dernek, vakıf ve şirketlerin mali denetimleri düzenli yapılıyor mu?
  2. Alihan Kuriş soruşturmasında kamu görevlileri ve siyasi bağlantılar da araştırılacak mı?
  3. Kurban, zekât ve fitre adıyla yurt dışına gönderilen paraların nihai adresleri takip ediliyor mu?
  4. Kamu kurumlarıyla protokol imzalayan dinî kuruluşlar hangi güvenlik incelemesinden geçiriliyor?
  5. Menzil, İsmailağa ve diğer büyük yapılara yakın kuruluşlara da aynı mali denetim uygulanıyor mu?
  6. Denetlenen dernek ve vakıfların raporları neden kamuoyuna açıklanmıyor?
  7. Operasyonların ölçüsü somut delil mi, yoksa bozulan siyasi ilişkiler mi?
  8. Dinî duyguları kullanarak yardım topladığı belirlenen yapılar için özel bir yaptırım hazırlanıyor mu?
  9. Kamu kaynaklarıyla büyüyen vakıfların mal varlıkları nasıl denetleniyor?
  10. Vatandaş bağışladığı paranın son kuruşuna kadar nereye gittiğini neden göremiyor?

DİN ÜZERİNDEN TOPLANAN HER KURUŞUN HESABI VERİLMELİ

Türkiye’nin ihtiyacı, yalnızca iktidarla ilişkisi bozulan yapılara operasyon düzenlemek değil; siyasi yakınlığına, ideolojisine ve dinî kimliğine bakılmaksızın bütün yardım kuruluşlarına uygulanacak eşit ve sürekli bir denetim sistemidir.

AHBAP’tan Kızılay’a, İHH’dan Deniz Feneri’ne; Beşir’den Hayrat’a, İDDEF’ten Cansuyu’na kadar bağış toplayan bütün kuruluşlar aynı şeffaflık cetveline tabi tutulmalıdır.

Çünkü yardım parasının iktidarı veya muhalefeti, cemaati ya da sanatçısı olmaz. Bağış, vatandaşın emanetidir.

Din üzerinden toplanan her kuruşun hesabı halka verilmelidir.

AK PARTİ DÖNEMİNDE BÜYÜDÜLER, ŞİMDİ HESAPLAŞIYORLAR!
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin