Bazı bölgelerde eksik olmak derttir, doğru. Ama bazı bölgelerde ‘fazla iyi oyuncu’ yığılması bazı teknik adamlar için başka bir derde dönüşebiliyor. Saviç’li bir denemeyle maç başında kurgulanan üçlü savunma, belli ki oyuncuların zihnini karıştırdı. Teknik adam çok fazla yer değişikliği yapmak zorunda kaldı. Trabzonspor golü yiyene kadar kalesinde aynı senaryoyu defalarca izledi: Defans arkası koşu, panik, tehlike… Gol geliyorum dedi ve geldi. Soru şu: O formasyon değişikliği için ille de gol mü gerekiyordu? Golden sonra reaksiyon geldi. Bireysel inisiyatif, saman alevi gibi parlayan iki gol…
Ama ardından yine duran, yine ritmi kaybeden bir Trabzonspor. Ben tekrar etmekten yorulmam: Bu kadro tıpkı Trabzonspor’un kendisi gibi; bu ligin ona biçtiği sırayı reddedecek bir kadro, tüm yanlış transfer politikalarına rağmen. Bunu rakiplerine puan olarak yaklaştığında da göstermişti. Ama oyun, o cesareti taşımıyor şimdi. Çünkü söylemlerle, yanlış iletişimle potanın dışına attılar kendilerini. Onuachu gibi sıradışı bir santrfor, üst sıradaki iki takımda bile yok. Dün yine golünü attı. Daha fazlası için daha cesur, daha doğru bir senaryo gerekir.
Bu oyun formatıyla ancak bu kadar. Öte yandan Onana’nın kurtarışları çok kritik. Bu şehre getirdiğin dünya markası bir adamı üç hatayla silersen, dün Jean-Marie Pfaff’ta yaptığın hatayı tekrar edersin. Dünya markası şehrinde yaşıyorsa; kullanmayı bileceksin. Dün bence bazı oyuncular kazandı, oyun kaybetti. Önümüzdeki yıla umut bağlayabilirsin ama bu oyuna taraf bulmak zor. Kazanmak güzel. Kazanırken yanlışı görmek daha güzel. Alabilene ders çok.
