Başörtüsü için yıllarca mücadele veren siyasi hareketin bugün geldiği nokta tartışılıyor! Fransa’da Macron’a sert sözlerle seslenen Erdoğan’ın başdanışmanı Oktay Saral, Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamasını eleştirdikten sonra görevinden ayrıldı. Şimdi soru şu: Siyasi ilkeler mi ağır bastı, yoksa diplomatik dengeler mi?
Türkiye siyasetinde yıllardır unutulmayan bir görüntü var: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a yönelik sert çıkışları… Avrupa’da Müslümanlara yönelik uygulamalar, İslam karşıtlığı ve başörtüsü tartışmaları gündeme geldiğinde Ankara’dan yükselen açıklamalar, AK Parti’nin siyasi söyleminin önemli parçalarından biri oldu.
Ancak bu kez tartışmanın adresi Fransa değil, Türkiye’nin en yakın müttefiklerinden Azerbaycan.
Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin uygulamaları eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, 12 Ekim’de yaptığı açıklamada başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellenmesini kabul edilemez buldu ve uygulamanın değiştirilmesini istedi.
Ardından Bakü’den sert tepkiler geldi. Azerbaycan yönetimiyle yaşanan gerilimin büyümesi, Türkiye’deki siyasi tartışmayı da yeni bir noktaya taşıdı.
FRANSA’DA SERT SÖYLEM, AZERBAYCAN’DA DİPLOMATİK HASSASİYET!
Erdoğan’ın geçmişte Macron’a yönelik sert açıklamaları, bugün yaşananlarla birlikte yeniden gündemde.
O günlerde Avrupa’daki din özgürlüğü tartışmaları üzerinden verilen mesajlar, başörtüsünü yalnızca bir kıyafet meselesi değil, temel hak ve özgürlükler meselesi olarak ele alan siyasi çizginin parçasıydı.
Bugün ise benzer bir hassasiyet, bu kez Azerbaycan’daki uygulamalar üzerinden gündeme geldi. Üstelik eleştiriyi dile getiren isim sıradan bir siyasetçi değil, Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanı Oktay Saral’dı.
Saral’ın görevinden ayrılmasıyla birlikte tartışma şu soruya dönüştü: Başörtüsü konusunda savunulan ilkeler, müttefik bir ülkeyle ilişkiler söz konusu olduğunda farklı mı değerlendiriliyor?
OKTAY SARAL’IN AYRILIĞI NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?
Oktay Saral’ın ayrılığı, sıradan bir görev değişikliğinin ötesinde siyasi anlamlar taşıyor.
Saral, gazeteci Talat Atilla’ya yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla görevinden ayrıldığını söyledi. Ayrılığın Azerbaycan açıklamalarıyla bağlantılı olup olmadığı sorusuna ise “Evet, öyle görünüyor” yanıtını verdi.
26 Ekim’de X hesabından yaptığı açıklamada ayrılığını bu kez istifa olarak duyurdu ve Erdoğan’a desteğinin sürdüğünü belirtti.
Bu iki farklı ifade biçimi de tartışmanın bir parçası oldu. Bir gün önce Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla ayrıldığını söyleyen Saral’ın ertesi gün istifasını duyurması, kararın nasıl alındığına ilişkin soruları artırdı.
Bakü’nün Ankara’dan Saral’ın görevden alınmasını istediği yönünde haberler yayımlandı. Ancak bu talep, iki ülke makamlarınca kamuoyuna resmen doğrulanmış değil.
AK PARTİ KABUK MU DEĞİŞTİRİYOR?
AK Parti’nin siyasi geçmişinde başörtüsü yasağına karşı verilen mücadele önemli bir yer tutuyor. Üniversitelerdeki yasaklar, kamu kurumlarındaki kısıtlamalar ve başörtülü kadınların eğitim ve çalışma hakları, yıllarca Türkiye siyasetinin en sert tartışmaları arasında yer aldı.
Bu nedenle Azerbaycan’daki başörtüsü uygulamasını eleştiren bir başdanışmanın görevinden ayrılması, ister istemez geçmişteki siyasi söylemle bugünkü kararlar arasında karşılaştırma yapılmasına yol açıyor.
Burada mesele yalnızca Oktay Saral’ın görevi değil. Mesele, siyasi hareketlerin savundukları ilkeleri farklı diplomatik koşullarda nasıl uyguladıkları.
Bir ülkede başörtüsü yasağına karşı çıkmak temel hak ve özgürlükler üzerinden savunuluyorsa, aynı hassasiyet müttefik bir ülkede de gündeme geldiğinde nasıl bir tutum alınmalı?
Bu soru, AK Parti’nin siyasi kimliği ve dış politika öncelikleri bakımından tartışılmaya değer.
“EY MACRON”DAN “EY ALİYEV”E: SİYASETİN CEVAP BEKLEYEN SORUSU
Erdoğan’ın Macron’a yönelik geçmişteki sert söylemiyle Saral’ın Azerbaycan çıkışından sonraki ayrılığı arasındaki karşılaştırma, tartışmanın en dikkat çekici boyutunu oluşturuyor.
Ancak iki olayın siyasi ve diplomatik koşulları aynı değil. Fransa ile yaşanan gerilimlerin bağlamı başka, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ilişkilerin bağlamı başka.
Tam da bu nedenle kamuoyunun yanıt aradığı soru önem kazanıyor: İlkeler değişmedi mi, yoksa dış politika dengeleri bazı konularda farklı bir tutumu mu beraberinde getirdi?
Oktay Saral’ın ayrılığı bu soruya tek başına kesin bir yanıt vermiyor. Ancak yaşanan süreç, başörtüsü konusundaki siyasi söylemin, diplomatik ilişkilerle karşı karşıya geldiğinde nasıl bir sınavdan geçtiğini gözler önüne seriyor.
Türkiye’de tartışma büyürken Saral’a destek veren isimlerin açıklamaları da dosyanın kapanmadığını gösteriyor. Bundan sonraki süreçte Ankara’dan gelecek açıklamalar, ayrılığın arka planının daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.
Fransa’ya karşı yükselen sert sözlerin ardından, Azerbaycan karşısında nasıl bir siyasi tutum alınacağı sorusu şimdi Ankara’nın önünde duruyor.
