Loading...
16.10
20:00
logoÇorum FK
-
logoÇ. Rizespor
-
16.10
22:00
logoBurnley
-
logoWolverhampton
-
16.10
21:30
logoE. Frankfurt
-
logoKöln
-
16.10
22:00
logoDeportivo
-
logoLevante
-
16.10
21:45
logoFrosinone
-
logoSassuolo
-
16.10
21:45
logoLe Mans
-
logoToulouse
-
16.10
21:00
logoHeerenveen
-
logoExcelsior
-
  1. Haberler
  2. Bölgesel
  3. HİLMİ SARAL’DAN OF MESAJI: “BELEDİYE BAŞKANLIĞI SARALLAR İÇİN MUHTARLIK GİBİ BİR ŞEYDİR!”

HİLMİ SARAL’DAN OF MESAJI: “BELEDİYE BAŞKANLIĞI SARALLAR İÇİN MUHTARLIK GİBİ BİR ŞEYDİR!”

Trabzon’un Of ilçesinde yerel siyaset ve ailelerin etkisine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulunan Hilmi Saral, “Of Belediye Başkanlığı Sarallar için muhtarlık gibi bir şeydir” sözleriyle gündem oldu. Saral, ailenin geçmişinden belediye başkanlığına, siyasi ilişkilerden Sarallar ile Şahinler arasındaki barış sürecine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.

featured
0
Paylaş

Trabzonlu eğitimci ve siyasetçi Hilmi Saral, Sarallar ile Şahinler arasındaki barış sürecinden Of Belediyesinin tarihine, Saral ailesinin siyasi geçmişinden Eşref Saral’ın Diyarbakır’daki çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Of Belediye Başkanlığının Saral ailesi açısından konumunu “muhtarlık gibi bir şeydir” sözleriyle anlatan Saral, ailelerinin Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte devletle ilişkisine ve farklı siyasi partilerdeki temsilcilerine de değindi.

“OF BELEDİYE BAŞKANLIĞI SARALLAR İÇİN MUHTARLIK GİBİ BİR ŞEYDİR”

Hilmi Saral, Of Belediyesinin geçmişi ve Saral ailesinin ilçedeki konumu hakkında konuşurken, belediye başkanlığının aile açısından nasıl değerlendirildiğini anlattı. Of Belediyesinin 1872 yılında kurulduğunu belirten Saral, ilk belediye başkanının Saral ailesinden olmadığını söyledi.

İlk belediye başkanının Abdurrahman Efendi olduğunu ifade eden Saral, bu kişinin Saral ailesinin dostu olduğunu ve ailenin desteğiyle belediye başkanlığı yaptığını ileri sürdü.

Saral, ilçede belediye başkanlığının uzun yıllar Saral ve Sarıalioğlu soyadlarıyla anıldığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“İnsanlar, ‘Bunlar burada saltanat kurdu’ diyor. Sizin köyde nüfus kimde çoksa doğal olarak muhtar da o aileden oluyor. Of Belediye Başkanlığı Sarallar için muhtarlık gibi bir şeydir. Bu, çok abartılacak bir şey değil. Feodal bir derebeylik gibi algılanıyor. Bilenler de bilmeyenler de böyle anlatıyor.”

Of’ta Çakıroğulları, Tellioğulları ve Ayazoğulları gibi büyük ailelerin bulunduğunu söyleyen Saral, ilçenin toplumsal yapısında bu ailelerin önemli bir yeri olduğunu dile getirdi.

Saral, “Of’u Türkiye’nin sayılı ilçelerinden yapan önemli nedenlerden birisi de Of’ta büyük ailelerin varlığıdır” diyerek aileler arasındaki dengenin önemine dikkat çekti. Saral, açıklamasının devamında, “Sarallıların belediye başkanlığı orada bir zorunluluk değil, bir ihtiyaç” ifadelerini kullandı.

SARALLAR İLE ŞAHİNLER ARASINDAKİ BARIŞ SÜRECİ

Hilmi Saral, Sarallar ile Şahinler aileleri arasındaki barışın, kamuoyunda farklı yorumlara konu olduğunu belirtti. Barış sürecinin yeni nesil suç gruplarıyla ilişkilendirilmesi ve ailelerin siyasi amaçlarla kullanılabileceği yönündeki yorumlara katılmadığını söyledi.

Saral, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin farklı çevrelerle kurduğu temaslara değinerek, Bahçeli’nin Burhanettin Saral ile kurduğu ilişkinin ardından iki aile arasında barış ortamının oluştuğunu düşündüğünü ifade etti.

Bu sürecin olumlu olduğunu belirten Saral, soyadları nedeniyle iki aileyle ilişkilendirilen kişilerin de geçmişteki husumetin etkilerini yaşayabildiğini anlattı.

Kendisinin Saral ailesinin bir mensubu olduğunu vurgulayan Hilmi Saral, Şahinler ailesiyle kişisel bir husumeti bulunmadığını belirtti. Kardeşleriyle ilişkisini sürdüreceğini, geçmişte ziyaretlerine ve mahkemelerine gittiğini, ihtiyaç olması hâlinde yine gidebileceğini söyledi.

Saral, aile bağları nedeniyle kendisinin de husumetin tarafı gibi görülebildiğini ifade ederek, “Benim bu işlerle ne aldığım var ne verdiğim var. Ama soyadım Saral ve bu sözü edilen Sarallar benim kardeşim” dedi.

“HASIM SAHİBİ İNSANLAR HASIM SAHİBİ GİBİ YAŞAMALILAR”

Saral, geçmişte emniyette verdiği bir ifadeden de söz etti. Kendisinin, Cevdet Saral’ın ve Oktay Saral’ın hedef alındığı iddialarına ilişkin yürütülen bir istihbarat çalışması nedeniyle emniyete çağrıldığını anlattı.

Bu görüşmede kendisine Sedat Şahin’den şikâyetçi olup olmadığının sorulduğunu belirten Saral, verdiği yanıtı şöyle aktardı:

“Sedat Şahin hasım sahibi adamdır. Hasım sahibi adam, hasmıyla ilgili her türlü şeyi düşünür. Saygı duymak lazım. Hasım sahibi insanlar hasım sahibi gibi yaşamalılar. Şikâyetçi olduğum, istihbaratı yapan avukattır.”

Saral, aileler arasındaki husumet bağlamında karşılıklı tarafların birbirlerine ulaşmakta zorlanabildiğini, bu nedenle başka kişilerin hedef hâline getirilebildiğini ileri sürdü.

Oktay Saral’ın Cumhurbaşkanı danışmanı, Cevdet Saral’ın ise emniyet teşkilatında görev yapmış bir isim olması nedeniyle bu kişilerin hedef alınmasının daha farklı sonuçlar doğurabileceğini savunan Hilmi Saral, kendisinin daha kolay hedef olarak görüldüğünü söyledi.

HİLMİ SARAL KORUMA TEKLİFİNİ NEDEN REDDETTİ?

Hilmi Saral, emniyetteki görüşmesi sırasında kendisine koruma verilmesinin teklif edildiğini de anlattı.

Saral, koruma teklifini kabul etmediğini belirterek kendisine şu sözlerin söylendiğini aktardı:

“Beni vuracak olanlar senin memuruna acımazlar. Benim yanımda bir zavallının da ölmesini istemem.”

Saral, emniyet müdürünün bu yanıt karşısında şaşırdığını belirtti. Açıklamasında, bazı kişilerin koruma alabilmek için çeşitli yollara başvurduğunun söylendiğini, kendisinin ise böyle bir talepte bulunmadığını dile getirdi.

SÜRMENE’DEKİ 3 BİN KİŞİLİK BULUŞMA NEDEN DÜZENLENDİ?

Saral, Sürmene’deki Baştımar Konağı’nda düzenlenen ve yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı belirtilen aile buluşmasının amacını da açıkladı.

Devlet Bahçeli’nin girişimlerinin ardından aileler arasında bir araya gelme ve barış ortamının oluşmasına yönelik beklentilerin ortaya çıktığını söyleyen Saral, yemek organizasyonunun bu süreci dostlarla paylaşmak amacıyla düzenlendiğini ifade etti.

Katılımcıların tamamının Saral soyadını taşımadığını belirten Saral, buluşmaya ailenin dostlarının, yakınlarının ve sevenlerinin de katıldığını söyledi.

Organizasyonun bir gövde gösterisi olarak değerlendirilmesine karşı çıkan Saral, yemeğin temel amacının barışı paylaşmak ve barışın önemini anlatmak olduğunu belirtti.

Konuşmasında barışın önemini vurgulayan Saral, farklı düşünürlerin savaş ve barış üzerine sözlerini hatırlatarak Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine atıfta bulundu.

Saral, iki aile arasında barışın sağlanmasını olumlu bulduğunu belirterek, sürecin kalıcı olmasını diledi.

“SARALLARIN GÖVDE GÖSTERİSİ YAPMAYA İHTİYACI YOK”

Sürmene’deki buluşmanın kamuoyunda ailelerin güç gösterisi yaptığı şeklinde yorumlanmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Hilmi Saral, böyle bir amaç bulunmadığını savundu.

Saral, Saral ailesinin bölgedeki geniş toplumsal ilişkilerine ve farklı çevrelerle kurduğu bağlara değinerek, ailenin dostlarıyla birlikte güçlü olduğunu ifade etti.

Ailenin yalnızca belirli bir siyasi görüşle ya da belirli bir çevreyle tanımlanamayacağını belirten Saral, aile mensuplarının siyasette, iş dünyasında, bürokraside ve spor alanında bulunduğunu söyledi.

Saral, ailenin yeraltı dünyasıyla anılmasına ilişkin değerlendirmelerin de tek taraflı olduğunu savunarak, aile mensupları arasında iş insanlarının, kulüp yöneticilerinin ve çeşitli görevlerde bulunmuş kişilerin de yer aldığını dile getirdi.

Ailenin farklı siyasi partilerle ilişkileri bulunduğunu belirten Saral, buluşmada farklı siyasi çevrelerden isimlerin bir araya gelmesini doğal karşıladığını ifade etti.

“SARALLAR HER PARTİDE VAR”

Hilmi Saral, Saral ailesinin siyasi geçmişine ilişkin açıklamalarında, ailenin uzun yıllar ağırlıklı olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ne yakın olduğunu söyledi.

Saral, kendi anlatımına göre 12 Eylül 1980 öncesinde aile mensuplarının yaklaşık yüzde 95’inin CHP’li olduğunu belirtti. Sonraki yıllarda ailenin büyümesi, toplumsal ilişkilerin değişmesi ve farklı siyasi tercihler nedeniyle aile mensuplarının çeşitli partilerde yer almaya başladığını ifade etti.

Oktay Saral’ın AK Parti’de, başka aile mensuplarının ise farklı siyasi partilerde bulunduğunu belirten Hilmi Saral, kendisinin de CHP’nin ideolojisini terk etmediğini söyledi.

Saral, siyasi tercihlerin farklılaşmasının aile bağlarını ortadan kaldırmadığını belirterek, “Her partide Sarallar var. Her partide Saralların dostları var” ifadelerini kullandı.

EŞREF SARAL’IN DİYARBAKIR ÇALIŞMALARI

Hilmi Saral, aile mensubu Eşref Saral’ın Diyarbakır ve çevresinde yürüttüğü çalışmalara da değindi.

Eşref Saral’ın Kürt vatandaşlara yönelik ayrımcı yaklaşımlara karşı durduğunu savunan Hilmi Saral, onun bölgede iş insanlarıyla görüşmeler yaptığını, çeşitli ziyaretlere katıldığını ve haksızlığa uğradığını düşündüğü vatandaşların yanında bulunduğunu anlattı.

Saral, Eşref Saral’ın bu çalışmalarına Devlet Bahçeli’nin çözüm süreciyle ilgili açıklamalarından önce başladığını belirtti.

Kürt vatandaşların terör örgütüyle özdeşleştirilmesine karşı çıktığını söyleyen Hilmi Saral, Kürtlerin düşman değil kardeş olduğunu ifade etti. Eşref Saral’ın bu yaklaşımını bir yurtseverlik görevi olarak değerlendirdi.

“DİYARBAKIR’DA ÇOCUKLARA EŞREF ADI VERİLİYOR”

Hilmi Saral, Diyarbakır’da Eşref Saral’a yönelik ilginin arttığını öne sürerek, bölgedeki bazı ailelerin erkek çocuklarına Eşref adını verdiğini söyledi.

Saral, geçmişte Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ın ölümünün ardından çocuklara Gaffar adının verilmesini örnek gösterdi.

Yaklaşık beş yıl önce Diyarbakır’ın Bismil ilçesindeki Türkmen Hacı Köyü’nde düzenlenen bir etkinliğe katıldığını anlatan Saral, burada Gaffar Okkan’a atfedilen “Şerefsiz yaşamaktansa babamın fırınında ekmek satarım” sözünün yer aldığı bir yazıyla karşılaştığını aktardı.

Saral, Diyarbakır halkının Gaffar Okkan’ı sahiplenmeye devam ettiğini belirterek, Eşref Saral’ın da bölgedeki çalışmalarının karşılık bulduğunu savundu.

“BİZİM EN KOMÜNİSTİMİZ DEVLETLE HİÇ SAVAŞMADI”

Saral, ailesinin Osmanlı döneminden Cumhuriyet’e uzanan süreçte devletle ilişkisini anlatırken geçmişteki siyasi görüşlerine de değindi.

Ailesinin devletle birlikte hareket etmeyi bir gelenek hâline getirdiğini savunan Saral, 1839’daki Tuzcuoğlu isyanına ilişkin anlatımında Saralların isyanın bastırılmasında rol oynadığını söyledi. Bu konuda Trabzon tarihi kaynaklarına ve Sürmene tarihi üzerine yazılmış eserlere atıfta bulundu.

Kendisinin gençlik yıllarında komünist düşünceye yakın olduğunu belirten Saral, buna rağmen devletle mücadele etmediğini ifade etti.

Saral, “Bizim en komünistimiz, parantez içerisinde ben onlardan biriydim, devletle hiç savaşmadı” sözleriyle ailelerinin siyasi görüşlerden bağımsız olarak devletle ilişkisine bakışını anlattı.

Gençlik döneminde devletin yapısına ilişkin farklı düşüncelere sahip olduğunu söyleyen Saral, zaman içinde devletin ne anlama geldiğine ilişkin görüşünün değiştiğini ve bugün devleti korumak için mücadele edebilecek bir noktada olduğunu ifade etti.

KEMAL KILIÇDAROĞLU’NA VERDİĞİ OY İÇİN PİŞMAN OLDUĞUNU SÖYLEDİ

Hilmi Saral, siyasi geçmişini anlatırken CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilerini de dile getirdi.

2010 yılındaki CHP kurultayında delegelik yaptığını belirten Saral, Kılıçdaroğlu’na verdiği oy nedeniyle pişman olduğunu söyledi.

Saral, Deniz Baykal’ın genel başkanlıktan ayrılmasının ardından Kılıçdaroğlu’nun göreve gelmesini yalnızca parti içindeki delegelerin tercihleriyle açıklamadığını savundu. Kılıçdaroğlu’nun kamuoyunda demokrasi ve değişim söylemleriyle öne çıktığını, ancak uygulamalarının farklı bir yönetim anlayışına dönüştüğünü ileri sürdü.

Saral, Kılıçdaroğlu döneminde CHP’de tek adam yönetiminin hâkim olduğunu iddia ederek, “Verip de pişman olduğum tek oy, 2010 kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’na kurultay delegesi olarak verdiğim oydur” dedi.

Konuşmasında, Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığına ilişkin geçmişte yaptığı değerlendirmeleri de hatırlatan Saral, adaylığın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden seçilmesine yol açacağını düşündüğünü ifade etti.

“CHP’DEN İSTİFA ETTİK AMA İDEOLOJİMİZİ TERK ETMEDİK”

Yeni Parti’ye geçiş sürecini anlatan Hilmi Saral, CHP’den ayrılmasının ideolojik bir değişim anlamına gelmediğini savundu.

Saral, CHP’nin mevcut durumunu eleştirerek partinin kendi değerlerinden uzaklaştığını düşündüğünü söyledi. Yeni Parti’yi ise kendileri açısından yeni bir siyasi hareket alanı olarak tanımladı.

“Cumhuriyet Halk Partili kimliğimizi terk etmedik. Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ettik” diyen Saral, Atatürkçülük, bağımsızlıkçılık, antiemperyalizm, halkçılık, milliyetçilik ve laiklik ilkelerini benimsediğini ifade etti.

CHP’den ayrılmasını bir binanın enkazı altında kalmaya benzeten Saral, Yeni Parti’nin kendileri için bir nefes alma alanı oluşturduğunu savundu.

PARTİ İÇİ DEMOKRASİ VE DELEGE SEÇİMLERİ

Saral, CHP ve Yeni Parti çevresindeki parti içi demokrasi tartışmalarına da değindi.

Üyelerin katılımıyla yapılan seçimleri değerli bulduğunu belirten Saral, buna karşın bazı yerlerde adayların genel merkez ya da ilçe yönetimleri tarafından belirlenmesinin üyelerin tercihlerini sınırlayabildiğini savundu.

Çankaya’da bir mahallede yaşandığını söylediği delege seçimi örneğini anlatan Saral, parti yönetiminin önerdiği isimler yerine mahalle üyelerinin kendi belirledikleri adayları desteklediğini ifade etti.

Saral, bu örnek üzerinden üyelerin kendi temsilcilerini belirleme hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı. Siyaseti hizmet aracı olarak görenlerle siyasetten kişisel çıkar elde etmek isteyenler arasında ayrım yapılması gerektiğini savundu.

“DEĞİŞİM” SÖZÜNÜN İÇİ NASIL DOLDURULMALI?

Hilmi Saral, siyasi partilerde değişim söyleminin tek başına yeterli olmadığını belirterek, değişimin hangi yönde gerçekleşeceğinin önemli olduğunu söyledi.

“Değişim sihirli bir sözcüktür. İstediğiniz anlamı verirsiniz. İyi de nereye göre değişim? İleriye doğru mu, geriye doğru mu?” ifadelerini kullanan Saral, siyasi değişimin somut bir programla açıklanması gerektiğini dile getirdi.

Saral, CHP’den ayrılanların ideolojik çizgilerini koruduklarını, ancak parti içindeki mevcut yapıyla yollarını ayırdıklarını ifade etti.

“SEÇİMSİZ TÜRKİYE HAYALİ GERÇEKÇİ DEĞİL”

Türkiye’de seçimlerin geleceğine ilişkin tartışmaları da değerlendiren Hilmi Saral, seçimsiz bir dönem yaşanmasının mümkün olmadığını düşündüğünü söyledi.

Özgür Özel ve CHP yönetiminin mitingler ve vatandaşlarla buluşmalar yoluyla yürüttüğü siyaseti değerlendiren Saral, bu faaliyetlerin demokratik tepkinin ortaya konulması açısından önemli olduğunu belirtti.

Saral, Türkiye’de farklı toplumsal kesimlerin birbirine karşı kışkırtılmaya çalışıldığını savunarak, Türklerle Kürtlerin, Alevilerle Sünnilerin ve sağcılarla solcuların karşı karşıya getirilmesine yönelik girişimlerin sonuç vermediğini ifade etti.

Seçimsiz Türkiye tartışmalarına ilişkin olarak ise vatandaşların oy kullanma hakkından vazgeçmeyeceğini düşündüğünü belirterek, “Türkiye’de seçimsiz bir dönem yaşamak olası değildir” dedi.

HALK TV’NİN KAPATILMASINA TEPKİ GÖSTERDİ

Hilmi Saral, Halk TV’ye yönelik işlemler ve Yeni Parti milletvekillerinin Meclis’te gerçekleştirdiği ağız bantlama eylemi hakkında da konuştu.

Milletvekillerinin ağızlarını bantlayıp gözlerini siyah şeritle kapatmasını eleştirenlere karşı çıkan Saral, eylemin konuşma ve haber alma özgürlüğüne yönelik kısıtlamalara dikkat çekmek amacı taşıdığını savundu.

Halk TV’ye yönelik işlemlerin gerekçesi ve televizyon kanalına uygulanan yaptırım konusunda eleştiriler dile getiren Saral, farklı siyasi çevrelere yönelik uygulamaların eşitlik açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Saral, milletvekillerinin Meclis’teki eylemini demokratik bir tepki olarak nitelendirerek, bunun küçümsenmemesi gerektiğini ifade etti.

BELEDİYELERE YÖNELİK SORUŞTURMALARI ELEŞTİRDİ

Saral, belediyelere yönelik soruşturmalar ve gözaltı işlemleri hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

Bazı belediye başkanları ve belediye çalışanlarına yönelik suçlamaların kamuoyunda kesinleşmiş suçlar gibi sunulmasını eleştiren Saral, soruşturmalarda suçlamalar ile kanıtlanmış fiillerin birbirinden ayrılması gerektiğini savundu.

Bayrampaşa Belediyesi’ne yönelik işlemlerde çok sayıda kişinin gözaltına alınmasını örnek gösteren Saral, bu tür uygulamaların soruşturmaların kapsamı ve adil yargılanma ilkeleri bakımından tartışılması gerektiğini ileri sürdü.

Saral, CHP’li ve Yeni Partili belediye başkanlarının peşinen suçlu ilan edildiğini savunarak, iddiaların somut delillerle ortaya konulması gerektiğini söyledi.

ULUSLARARASI ÖYKÜ GÜNLERİ DERNEĞİNİN ÇALIŞMALARI

Eğitimci ve edebiyatla ilgilenen bir isim olduğunu belirten Hilmi Saral, Uluslararası Öykü Günleri Derneğinin kuruluş süreci ve faaliyetleri hakkında da bilgi verdi.

Derneğin, öykücü ve gazeteci Süreyya Köle’nin öncülüğünde İsmet Özen ve diğer edebiyatçılarla birlikte kurulduğunu anlatan Saral, Türkiye’nin farklı şehirlerinde öykü günleri ve kültür-sanat etkinlikleri düzenlediklerini söyledi.

Saral, belediyelerle iş birliği içinde gerçekleştirilen etkinliklerde belediyelerden nakdî destek talep etmediklerini, belediyelerin genellikle mekân sağladığını ve bazı etkinliklerde konuk yazarların ulaşım giderlerini karşıladığını ifade etti.

Derneğin temel amacının kültür ve sanata katkı sunmak olduğunu belirten Saral, bu faaliyetleri ticari bir yaklaşımın dışında değerlendirdiklerini dile getirdi.

MERSİN YENİŞEHİR’DEKİ ETKİNLİK VE İRANLI YAZARLAR

Saral, Mersin Yenişehir’de düzenlenen Uluslararası Öykü Günleri etkinliğinde İranlı üç yazarı ağırladıklarını anlattı.

Etkinliğin ardından bölgede başlayan savaş nedeniyle konuk yazarlarla bir süre iletişim kuramadıklarını belirten Saral, daha sonra yeniden iletişim sağlanabildiğini söyledi.

Saral, etkinliklerin düzenlenmesinde katkı sunan Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’e ve kültür-sanat çalışmalarına destek verenlere de değindi.

BAŞTIMAR KONAĞI VE SARAL AİLESİNİN TARİHSEL BAĞLARI

Hilmi Saral, Sürmene’deki Baştımar Konağı’nın geçmişi ve Saral ailesiyle ilişkisi hakkında da bilgi verdi.

Konağın tarihsel geçmişine değinen Saral, bölgede farklı büyük ailelerin bu yapıyla bağlantıları bulunduğunu söyledi. Saral ailesinden bazı kadınların konağın ailesinden evlilik yoluyla Sarallara katıldığını belirten Saral, Alaattin Saral’ın annesinin de bu konağın ailesinden olduğunu ifade etti.

Konağın geçmişine sahip çıkılarak müzeye dönüştürülmesini olumlu bulduğunu belirten Saral, bölgeye gelen ziyaretçileri yapıyı görmeye davet etti.

Saral, Baştımar ailesinin tarihini anlatan bir kitabın ve konağın hikâyesini konu alan bir belgeselin de bulunduğunu söyledi.

SARAL AİLESİNİN FARKLI ALANLARDAKİ TEMSİLİ

Konuşmasının sonunda Saral, ailesinin yalnızca siyaset ya da kamuoyunda sıkça anıldığı belirli alanlarla tanımlanmasına karşı çıktı.

Aile mensuplarının iş dünyasında, sporda, bürokraside ve siyasette bulunduğunu söyleyen Saral, aile hakkında yapılan değerlendirmelerin bu farklılıkları da kapsaması gerektiğini savundu.

Sürmene’deki buluşmaya farklı siyasi partilerden isimlerin katılmasını doğal karşıladığını belirten Saral, aile mensuplarının farklı partilerde siyaset yapabildiğini ve farklı siyasi çevrelerle dostluk kurabildiğini ifade etti.

Saral, aileyi tek bir siyasi görüşle tanımlamanın mümkün olmadığını belirterek, aile mensuplarının farklı alanlardaki çalışmalarına dikkat çekti.

HİLMİ SARAL’DAN OF MESAJI: “BELEDİYE BAŞKANLIĞI SARALLAR İÇİN MUHTARLIK GİBİ BİR ŞEYDİR!”
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.

Bizi Takip Edin