Galatasaray, 26. şampiyonluğunu ilan etmek için gittiği Samsun’da ummadığı bir sonuç aldı. Tam anlamıyla bir skor felaketi yaşadı. Şampiyonluğu cumartesi günü Rams Park’ta oynanacak Antalyaspor maçına bıraktılar. Bunun başlıca nedeni hiç şüphesiz rehavetti… Oysa maçın başlangıcı, bir şampiyonun başlangıcıydı. 9. dakikada Yunus Akgün, Lionel Messi’yi hatırlatan o özel golle perdeyi açtı. Devamında gelen pozisyonlar, kaçan fırsatlar…
Cimbom, Samsun deplasmanına şampiyonluk ilan etmeye değil, sanki kupayı çoktan kaldırmış gibi çıktı. Futbolun en büyük yanılgısı da tam burada başlar: Bitmeden bitti sanmak. Galatasaray o dakikalarda fişi çekebilirdi. Çekemedi. Ve futbol, boşluğu affetmedi.
Samsunspor oyundan hiç kopmadı. 22’de Mouandilmadji skoru eşitlediğinde, bu sadece bir gol değil, bir direniş ilanıydı. İkinci yarıya daha iştahlı başlayan taraf da ev sahibiydi. 57’de Ndiaye ile gelen gol, Galatasaray’ın dengesini bozdu. Ama asıl kırılma, birkaç dakika sonra geldi.
Victor Osimhen’in geri pasında, ceza sahası dışında topu elle kesen Günay Güvenç kırmızı kart gördü. O an itibarıyla maçın yönü tamamen değişti. 10 kişi kalan Galatasaray için artık geri dönüş imkansıza yakındı. 82’de yeniden sahneye çıkan Ndiaye, skoru ilan etti. Bu mağlubiyetin adı “sürpriz” değil. Bu, düpedüz rehavetin sonucudur. Hafta içinde 50 bin taraftar önünde yapılan kutlama havasındaki idman… Daha iş bitmeden gelen alkışlar, açılmadan yazılan zafer hikâyeleri… Futbol böyle rehaveti affetmez. Sahaya çıkmadan kazandığını düşünürsen, sahada kaybetmeye başlarsın. H H
Okan Buruk yönetiminde rekorları parçalayan bu takımın kalitesi tartışılmaz. Ve büyük ihtimalle hikâye, Rams Park’ta Antalyaspor karşısında mutlu sonla bitecek. Üst üste 4, toplamda 26. şampiyonluk büyük ihtimalle orada gelecek. Ama Samsun’da yaşananlardan ders alınmalı. Çünkü bu oyun bir şeyi asla unutmaz: Rehavete kapılanı affetmez.
